Haber

Hakimler sordu, Kılıçdaroğlu yanıtladı: Demirtaş ve Kavala dosyaları yeniden görüşülmeli

14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine 5 gün kala Millet İttifakı Başkan Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, aralarında yüksek yargı mensuplarının da bulunduğu 8 hakim ve savcının sorularını yanıtladı.

Halk TV’den Seyhan Avşar’ın haberine göre isimleri gizli tutulan 8 isim Kılıçdaroğlu’na şu soruları sordu:

HSK seçim sistemi hakkında ne düşünüyorsunuz? Mevcut sistemde üyeler Meclis ve Başkan tarafından seçilmektedir. Bu siyasetin doğrudan yargıya müdahalesi değil mi?

Mevcut sistem yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını yok etmiştir. Hakimler ve Savcılar Kurulu bu yıkımın yaşandığı en değerli kurumlardan biridir. Cumhurbaşkanına tanınan doğrudan ve dolaylı atama yetkisi ile kurul vesayet altına alınmış ve hakimlik güvencesi ortadan kalkmıştır. En kısa zamanda hayata geçireceğimiz Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını tam anlamıyla sağlayacağız. Bu kapsamda Hâkimler ve Savcılar Kurulu yeniden yapılandırılacaktır. Yargı sistemi içinde farklı görev ve konumlara sahip olan hakimlik mesleği birbirinden ayrıştırılarak Hâkimler Kurulu ve Savcılar Kurulu şeklinde iki ayrı kurul oluşturulacaktır. Böylece görevin gereklerine uygun olarak her meslek grubu için farklı düzenlemeler ve teminatlar öngörülecektir. Bu meclislerin seçimleri de yeniden yapılacak. Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun ortasında yer aldığı Yüksek Yargı Kurulları’na üye seçiminde çoğulculuk, hesap verebilirlik ve demokratik meşruiyet esas alınacak. Bu çerçevede, üyelerin yarısının üçte iki nitelikli çoğunlukla Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilmesini öngörüyoruz. Üyelerin diğer yarısının ise Yargıtay, Danıştay, Türkiye Barolar Birliği ve idari yargı birinci sınıf hâkim ve savcıları tarafından doğrudan kendi üyeleri arasından seçilmesini öngörüyoruz. Bağımsızlık ilkesini güçlendirmek amacıyla Adalet Bakanı ve Müsteşar Hâkimler Kurulu’nda yer almayacak. Hukuk devleti olmanın gereği olarak Yüksek Yargı Kurullarının disiplin kararları da yargı denetimine açık hale getirilecek.

‘DEMİRTAŞ VE KAVALA DOSYALARINA KARŞI YARGI’

Muhalefetin her zaman kullandığı bir dil var. ‘Demirtaş ve Kavala’yı iktidara geldiklerinde bırakacağız’ şeklindedir. Gücünüz mü yoksa yargı mı bu insanları bırakacak? Yargı gidecekse yargının adı neden konuşuluyor? Mevcut AKP yargısı yerine kendi yargı sisteminizi kuracağınızı düşünebilir miyiz?

Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’yı serbest bırakacak olan siyasi kurum değildir. Demirtaş ve Kavala ile ilgili kararı verecek olan yargıdır. Dolayısıyla yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusuna tekrar geliyoruz. Yargının tarafsızlığının ve bağımsızlığının yitirilmesi, yargıçları anayasaya aykırı kararlar verme noktasına getirdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bir dönemde yaşıyoruz. Bu kararlara uymanın ve bunları uygulamanın anayasal bir yükümlülük olduğu ortaya çıktı. Örneğin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları Anayasamızın 90. maddesine göre bağlayıcıdır. Siyasi baskılardan kurtulan yargı, hukuk gereği hem Demirtaş hem de Kavala belgeleriyle uğraşmak zorunda. İlgili belgelere ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları bulunmaktadır. Aksi takdirde adli makamlar değiştirilerek gelişigüzel bir işlem yürütme iradesi ileri sürülemez. AKP yargısı yerine kendi yargımızı kurmak söz konusu olamaz. Amacımız, yargıyı siyasi baskılardan kurtarmak, hukuk devleti ilkesine uygun olarak yargıçların yargısal değerlendirme yapabilecekleri bir sistem kurmak, yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını sağlamaktır.

‘YARGI BAĞIMSIZLIĞINI DERHAL SAĞLAYACAĞIZ’

Siyasi parti temsilcisi olup da hakim ve savcı olanlarla ilgili ne düşünüyorsunuz? Olası bir değişiklikten sonra hakim ve savcı olarak mı kalacaklar?

Bu sorunun cevabı yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgilidir. Örneğin, milletvekili adaylığı için görevlerinden istifa eden yargı mensupları, aday gösterilmedikleri takdirde görevlerine geri dönemezler. Çünkü ilgili kanun, yargı mensuplarının adaylık gerekçesi ile istifasını yargı bağımsızlığına aykırı görmektedir. Oysa birçok kişi bir siyasi partinin temsilcisi ya da yöneticisiyken yargıç ve savcı oldu. Dediğim gibi buna tenezzül etmek yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını ortadan kaldırmanın en net adımlarından biriydi. Ancak halen devletimizde savcı ve hakim olarak görev yapan bu kişiler hakkında herhangi bir işlem yapmayacağız. Yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını derhal sağlayacağız. Bunun sağlandığı gün itibariyle yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına aykırı tutum ve kararların altına imza atmak isteyen olursa yine hukuk çerçevesinde gerekli müdahaleler yapılır. Ve bu tutum tüm yargı mensupları için geçerli olacaktır. Yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını zedeleyecek adımların atılmasına her ne sebeple olursa olsun, kim tarafından ve kimin döneminde atanırsa izin vermeyeceğim.

‘İRFAN FİDAN, AKIN GÜRLEK, HASAN YILMAZ…’

Hükümet, talimatları doğrultusunda hareket eden çok sayıda hakim ve savcıyı korumak ve ödüllendirmek için yüksek yargı üyeleri atadı. Bazıları alışılmışın dışında bir şekilde kritik noktalara getirildi. Bu kişiler hakkında kanun yolu ile gasp ve adli borsa kurulması iddiaları mevcuttur. Bunların bir kısmı İstanbul Kümesi olarak biliniyor. Bazı mezhep ve kümelerin yüksek yargıda yeniden birlik olduğu biliniyor. Seçim kazanılırsa yüksek yargı üyeliği yeniden gözden geçirilecek mi? Anayasal ve yasal düzenlemeler yapılacak mı? Yüksek yargının bağımsızlığı nasıl sağlanacak?

Siyasi iktidarın talimatına uyan, siyasi fıtratla hareket eden, üstelik hukuksuzluk işleyen hakim ve savcıları savunduğu, ödüllendirdiği ve bu kişileri liyakat gözetmeksizin yüksek yargı üyeliğine atadığı bilinmektedir. İrfan Fidan, Akın Gürlek ve Hasan Yılmaz’ın örnekleri malum. Elbette bu durumun bir daha yaşanmaması için gerekli tedbirler alınacaktır. Türkiye’de hiçbir hakim ve savcı böyle bir hukuksuzluğa alet olup hesap vermeyeceğini düşünmesin. Yasanın işleyişi ile yaptırımlar laf konusu olacağından hakim ve savcıların bir daha bu tür yollara başvurmamaları elbette sağlanacaktır. Adli borsa ve kanun yolu ile şantaj gibi hukuka aykırı fiillere karışan bilinen avukatlar ve yargı mensupları hakkında yaptırımlar uygulanacak. Zira yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile birlikte kabahat işleyen yargı mensupları ve avukatlara yine yargı tarafından yaptırım uygulanacaktır. Yüksek yargıya seçilmek ve orada görev yapmak rastgele bir grup veya oluşuma bağlanmamalıdır. Yüksek yargıda liyakat esasına göre seçilmeyenler ve ayrıca hukuka, yargı düzenlemelerine aykırılık işleyenler yeterli değerlendirmeye tabi tutulabilir. Bu konudaki değerlendirme elbette ileride yapılacak. Ancak amaç her halükarda yüksek yargı bağımsızlığının sağlanması kapsamında olacaktır.

‘HUKUK FAKÜLTESİ DEĞİL, HUKUK GEREKLİ’

81 ilin neredeyse tamamında hukuk fakültesi fazlası var. Fakültelerdeki artış nitelikli hukukçu oranını düşürmüştür. Bunun hakkında ne düşünüyorsun? Üniversitelerde hukuk fakülteleri üzerine bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

Türkiye’nin her ilde, her üniversitede hukuk fakültesine ihtiyacı yok, hukukun kendisine ihtiyacı var. Nitelikli hukuk fakültelerine ve her alanda olduğu gibi bu fakültelerde de görev alabilecek niteliklere sahip hukukçulara ve bilim insanlarına ihtiyaç vardır. Bu amaçla elbette gerekli değerlendirmeler yapılacaktır. Yeni bir yükseköğretim planlaması çerçevesinde hukuk fakülteleri yeniden tartışılacak.

‘İtiraflar savcılar tarafından değerlendirilecek’

Muhtemel bir iktidar değişikliğinde meslektaşlarımızdan bazı itiraflar geleceğini düşünüyorum. Örneğin “X kişi (politikacı) baskı uyguladığı için bu kararı vermek zorunda kaldım” şeklinde. Bu tür itiraflar gelirse o X kişiler hakkında rastgele bir soruşturma vs. yapılacak mı?

Suç işleyenleri soruşturma iradesi Cumhuriyet savcılarına ait olmalıdır. Eminiz ki bağımsız yargı mensupları da bu kapsamda gerekli değerlendirmeleri yapacaklardır. Hiç kimse hata ve cezadan muaf değildir. İtirafların veya diğer hatalı bilgilerin ortaya çıkması nedeniyle ilgili Cumhuriyet savcılıkları siyasi baskıya gerek kalmaksızın gerekli soruşturmaları yapacak ve gerektiğinde ceza davası açılmasını sağlayacaktır.

‘MASJİTLER DAHA İYİ YERLERE TAŞINACAK’

30 yıllık hakimim. Daha önce adliyelerde cami yoktu. Namaz kılamıyorduk ya da namaz kılmak için cami arıyorduk. Bu camiler açık tutulacak mı?

Tabii ki açık tutulacak. Sadece yargı mensuplarının değil, tüm vatandaşlarımızın inanç özgürlüklerine ilişkin hakları korunacaktır. İbadetlerini özgürce yapmalarına engel olacak bir adım atılmasına izin vermeyeceğim. Daha da ileri götüreyim. Birçok kamu kurumunda camiler bodrum katlarında yer almaktadır. Namaz kılmak isteyen kamu çalışanları ve vatandaşlar sağlıksız şartlara mahkum ediliyor. Bu camiler kamu binalarında daha uygun yerlere taşınmalıdır.

Adliyede verilen birçok hukuksuz karara şahit oluyoruz. Yargılama yeniden açılır mı? Bir planın var mı?

Yeniden yargılama şekli yasal mevzuat çerçevesinde ilgili hakimler tarafından değerlendirilecektir.

(KAYNAK)

haber-gudul.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu